22-24 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22-24 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2012 Cuma

Kisa sacli oglumuz

12 Subat 2012'de oglumuzun saclarini kestik. Kuaforde hic bir sekilde durmayacagini bildigimizden mama sandalyesinde otururken eline verdigimiz cep telefonuyla aklini celmeye calistik. Oldukca uzun surdu dogrusu. I.'in izin verdigi surece kirpabildigim kadar kirptim :)

27 Şubat 2012 Pazartesi

Çocuk güvenlik koltuğu

Bugün Ayşe Arman'ın bir röportajını okudum. Konu çocuklarımızın hayatını emanet ettiğimiz (etmeyenler de var elbet) araba koltuğuydu. Verilen bilgilere göre:
"Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Türkiye, 0-14 yaş grubunun zarar gördüğü trafik kazalarında 5. sırada. Avrupa’da trafik kazalarında çocuk ölümü yüzde 2’lerde gezinirken, bizim ülkemizde yüzde 40’larda."
Bu korkunç rakamların en büyük nedeni ülkemizde ilk doğduğu günden itibaren bebeklerin, çocukların 'çocuk güvenlik koltuğunda' değil kucaklarda oturtulması, araba içerisinde serbestçe dolaşabilmeleri.

I.'ı doğduktan sonra hastaneden çocuk güvenlik koltuğuna yerleştirip çıkmıştık. Koltuğumuz 0-9kg arası bebekler için dizayn edilmiş, 5 nokta kemer sistemliydi (omuzlardan gelen emniyet kemeri koltuk altı hizasında birleşiyor, daha sonra göbek hizasında başka bir tokaya takılıyor). Röportajda da söylendiği gibi bu kemer sistemi sayesinde bebek hem göğüs kafesinden hem de kalçasından sabitlenmiş oluyor.
Araştırmalarımız sonucunda koltuğu en az bir yaşına kadar arkaya bakacak şekilde yerleştirmemizin yasalarca zorunlu olduğunu (yakin zamanda bu iki yasa cikartildi), fakat bebeklerin boyun kasları 2 yaşına kadar tam gelişmemiş olduğundan öne bakacak şekilde oturduğunda olası bir kazada boyundan sakatlanmalarının yüksek olasılık olduğunu öğrendik.

Dolayısıyla edindiğimiz ikinci çocuk güvenlik koltuğu kilosu ve boyuna daha uygun büyüklükte ve geriye bakan şekilde yerleştirilebilen bir koltuk oldu. Biz I.'ı hala geriye dönük oturtuyoruz. Bunu iki yaşı dolana kadar değil, uygun kilo ve boyda geriye bakan koltuk bulabildiğimiz sürece yapacağız.


Hayır çocuğun midesi bulanmıyor, çünkü doğdu doğalı bu şekilde yolculuk yapıyor. Hayır sıkılmıyor, çünkü olası bir kazada ona çarpıp zarar veremeyecek türden oyuncakları ve kitapları oluyor elinin altında. İstediğinde camdan dışarıyı izleyebiliyor. Elbette oturmayı istemeyip ağladığı oluyor ama bunun sebebi bir yerde sabit duramaması oluyor ama kural belli: gitmek istiyorsa sadece o koltukta oturarak gidebilir, taviz yok.


 Amerika'da yaşarken sorun yok elbet, elimizin altında çocuk güvenlik koltuğu içine sabitlenmiş arabamız istediğimiz şekilde yolculuk yapabiliyoruz. Fakat Türkiye ziyaretlerimizde çok zorlanıyoruz doğrusu.
Son iki seferdir bebek koltuğumuzu yanımızda taşıdık. Bindiğimiz çoğu aracın arka koltuğunda emniyet kemeri, kemerin takıldığı toka, kemer ve tokanın uyumu gibi eksikliklerle uğraştık. Bir keresinde binecek olduğumuz taksi ön koltukta kemer var oraya koyalım çocuğu deyince kaçasım gelmişti. İstanbul gibi bir şehirde kolumda koca koltuk gezinip durmuştum. Zor olmuştu herkese bunun gerekliliğini anlatmak ama olmuştu. Bir keresinde arka koltukta İ. kendi koltuğuna oturmuş yanında kuzenim iki çocuğunu kucağına almış yolculuk yapmıştık. Çok garip hissetmiştim. Bir tek benim çocuğum mu kıymetliydi? Çocuklarının üzerine titreyen kuzenim nasıl göremiyordu aldığı riski?


Bakin, asagidaki videoda 18 aylik torunu one bakan cocuk guvenlik koltugunda otururken yaklasik 56 km/saat hizla kaza yapan bir dede konusuyor. Kaza ucuz atlatilmis, cocugun sadece boynu kirilmis. eger o koltukta oturmuyor olsaydi olebilirdi de. Fakat one degil de geriye bakan sekilde otursaydi boynu kirilmayacakti. Cunku 12-23 aylik cocuklarda one bakan koltukta otururken olusabilecek ciddi hasarlar arkaya donuk oturanlara gore bes kat daha fazla.




Önümüzdeki Nisan ayında Türkiye'ye gideceğiz. Bu sefer problem büyük çünkü I. büyüdü ve dolayısıyla araba koltuğu da büyüdü. Şu an bizim kullandığımız epey hantal. Uçak yolcuğunda da araba koltuğunda oturacağı için daha derli toplu bir şey bulayım istiyorum. Şu aletten aldım, bu sayede araba koltuğunu resimdeki gibi Türkiye'deki yolculuklarda kullanabileceğim. Geriye daha dar ama yine emniyetli bir koltuk bulmak kaldı.

6 Şubat 2012 Pazartesi

emzirme

I.'in 22. ayin icerisinde oldugu su donemlerde anne sutune olan ilgisi epey azaldi. Birden bire oldu dogrusu. Ben daha alistira alistira olur diye dusunuyordum. Bu duruma alisacak kisi bendim elbet.

Cok ugrasildi emzirmemle. Zaten ilk uc ay cok sikinti cekmistim meme ucu eksikliginden. Sut pompalamayi da hic sevemedim bu yuzden. Pompalayip dondurucuda yedekledigim sutler cozuldugunde metalik bir tat tasidigindan bozuldu diye atilmisti. Meger sutteki lipaz enzimi fazlaysa yaglari hemen parcaliyor ve bu bahsettigim garip tada neden oluyormus. Bazi bebeler sorunsuz icermis bu sutu, I. icmedi. Sutu pompaladiktan sonra hafif isitip lipazin etkisinden kurtulmak mumkunmus fakat lipazla beraber baska yararli yapilar da zarar goruyormus. Sonucta I. o sutleri icmedi ve ben bosuna pompa iskencesi cektim.

Emzirmeyle ilgili psikolojik bir baski altina aliniyor anneler. Cocuk agliyorsa, uyumuyorsa, mizmizsa ya actir ya da verdigin sut dokunmustur. Annem uzun sure cocugun ac yattigini bu yuzden uyumadigini iddia etmisti. H.'nin annesi ise ben emzirdigim icin cocugun istahinin olmadigini, bu yuzden yemek yemedigini dusunurdu. Oyle bir baski yaratmis ki bu tur soylemler, hep cocugumun zayif oldugunu dusunurken bulurdum kendimi. Ilk alti ay sadece anne sutuyle besleyebildim yavruyu ve cevreme gore o cocuk hep zayifti. Simdi fotograflarina bakinca cok kiziyorum dogrusu, tosuncukmus resmen. Neden ama neden?! Bu arada belirtmem lazim sadece fotograflar degil gelisim grafigi de her zaman cok iyi oldu I.'in. Fakat bu ac kalmasina ragmen muhtesem genlerinden dolayiydi birilerine gore :-D

Ilk 6 aydan sonra kati gidaya basladik ama I. hic bir zaman ilgi gostermedi sundugumuz yiyeceklere. Doktorunun tavsiyesi ve onayiyla ilk bir yil anne sutu agirlikli beslendi. Gunde belki bir kez cok az miktarda kati gida aliyordu. Ilk basta anne sutune ogutulmus pirinc, yulaf ve ya arpa (cereal) katarak basladik mama vermeye. Sonra meyveler, sebzeler eklendi buna. Bu arada devamli degisik tatlar sunmaya calistik. Bu surecte ogrendim ki cocuk bir seyi sevmiyor deyip bir daha denememek hata oluyor. Belli araliklarla tekrar tekrar denemeli bebenin o mamadan yiyebilme ihtimalini. I.'in kati gida yemeye basladi baslayali favorileri belliydi: Anne sutune yakin tatta olan her sey :). Tuzssuz peynir (taze mozarella), yogurt, yumurta (ozellikle beyazi), avokado baslicalari oldu. Gel gor ki iki yasina yaklasan yavrunun hala severek yedigi seyler sadece bunlar. Cocugun su vakitlerde de istahli olmamasinin nedeni hala sut emiyor olmasi diye dusunuluyor elbet. Koca adam (!) sut emiyor, cok garip cok.

Iste bu gunlerde emzirme sayisi ve suresi azalir oldu. Huzunluyum gercekten. I. gibi bir noktada sabit durdugu surenin 5 saniyeyi gecmedigi bir cocuk kucakta tabii ki durmuyor. Emzirme zamanlari bu yuzden cok kiymetli ornegin. Oglum koynumda, saclarini oksarim, sarkilar soyleyip konusurum, bazen oylece bakisiriz, sonlara dogru kikirdetirim onu. Bir daha nasil bulurum oyle bir ani?

sut isleri yer zaman tanimaz

 Eski fotograflara bakmis oldum bu yazi sayesinde. Ne kadar minikmis, ne kadar farkliymis. Ben o zamanlar sandigimdan/hissettigimden daha iyi gorunuyormusum. Insan ilk zamanlarda kendine ne cok yukleniyor.

5 Şubat 2012 Pazar

hard diskimiz dayanamadi

BIlgisayarimiz bozuldu. En son I. elinde kapagi acik laptobu diziyle durte durte kacirirken yakalanmisti. Neyse ki calisiyor derken hic bir belirti gostermeden susuverdi alet.
Kasim sonundan itibaren cekilmis videolar ve resimler bir turlu ulasamadigimiz hard diskte. Ustelik baska bir yerden kurtardigim dogum sonrasi videolar da orada. Bir umudumuz daha var, o da olmazsa uzulmemek elde degil.

26 Ocak 2012 Perşembe

dogum

25 Ocak 2012 tarihinde sevgili arkadaslarimizin oglu Ozgur dogdu. Saglikla, mutlulukla dolu upuzun omurleri olsun bu guzel ailenin. Cocuklarimiz cok iyi birer dost olsun birbirlerine. 

Okudugum, duydugum her dogum hikayesinde agliyorum. Zaten bu alistigim bir seydi, en azindan kendi kendime takilirken oluyor.
Peki neden yeni dogum yapmis biriyle konusurken aglar insan? Telefonu neredeyse arkadasimin yuzune kapadim panikten. Guya caktirmayacaktim. Anladi tabii, garip oldu.
Hormonlu ana halim gecmeyecek mi hic?