4-6 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4-6 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010 Perşembe

Ahahhh! Yapmayacagim dedim durdum yillarca, olmadi. Tezim de son dakikalarda bitirilme kaderine kurban. Daha bitmedi, hala vaktim var :/

6 Ekim 2010 Çarşamba

daha dun annemizin kollarinda yasarken

.
Sanki cok erken basladik biz bu sarkiyi soylemeye. Hele ki daha dun dogmus gibi gelirken. Okullu olduk bugun. Turkiye'ye gittik geldik, okyanuslar astik. Kocaman oglan oldu bizimki derken annesinin okula baslamasi gerektiginden o da yuvaya basladi. Ne garip bir his, birakiyorsun baskalarina, o zaten ortamin rengarenk olmasina kapilmis ve anneyi unutmus, eh bari ben gideyim diyorsun. Oyle duydugum anneler gibi aglamakli olmadim ama ayagim da gitmedi bir turlu. Durayim izleyeyim oglumu istedim. Zaten 10 dakika icinde fazlalik oldugunu hissediyor insan, gittim mecbur.

Bugune kadar beni bekleyen islerin yogunlugu aklima bile gelmiyordu, oglumun okul heyecani bastiriyordu her seyi. Simdi ofiste, onumuzdeki bir ay icinde bitirilmesi gereken tezimle basbasayim. Oglen aradilar, "Gel, uyandi yavru." diye haber ettiler. Neyse ki yuva calistigim binanin karsisinda, kostum gittim emzirmek icin ama bizimki hala sinifinin seyrine doyamamis, zorla birazcik emdi. Simdi tekrar telefon gelene kadar calisma vakti. Ama once not etmeliydim bugunu. Daha Turkiye maceralarimiz var anlatilacak. Bakalim ne zamana :)

4 Ekim 2010 Pazartesi

ilk mama, yuva

Ilgar ilk kez anne sutune katilmis pirinc gevregi yedi. Sevdi :) Once emme refleksiyle geriye atiyorlar mamayi. Sonra yavas yavas yutmaya basliyor. Ilk kez mamayi yuttugundaki yuz ifadesi cok komik oluyor :)


Okullu oluyor! Carsamba gununden itibaren annesinin ofisine bakan binada yuvaya gidecek. Annesi emzirme saatlerinde birlikte olacak. Baska turlusu cok zor olacakti. Bir bucuk ay icinde tezi bitirmem lazim, yuva bizim son umidimiz :) Bizimki okulun yuvasi, sira gelmesi cok uzun suruyor. Gebelik testini pozitif goruince sarilip koklastiktan sonra ilk yaptigimiz sey yuvaya basvurmak oldu.


6.10.2010
Bugun yuvadaki ilk gunu. Etrafi incelemekten emzirmek icin yanina giden anneyle ilgilenemedi bile.

30 Eylül 2010 Perşembe

Jet lag oldu yavrum. Geceyarisindan sonra uyaniyor, gunduz uykuya giremiyor. Gozlerinin etrafi, kaslari kirmizi kirmizi bakiyor.
4.10.2010: Gecti sayilir. Geceleri 2-3 saatte bir uyanmasa ne guzel olacak. Alisacak diye korkuyorum :/

28 Eylül 2010 Salı

Biz donduk evimize. Bebekle yapilacak uzun ucak yolculuklari ile ilgili anlatacak bir suru sey not ettim. Firsat olunca yazacagim. 17 gun kaldik, oradan oraya kosturarak gecti gunlerimiz. Yine de degdi. Simdi buradaki islere yogunlasma vakti...

16 Eylül 2010 Perşembe

Turkiye

Bir hafta oldu Turkiye'ye geleli. Ilk kez bebegi evde birakip disari ciktik. Taksim, kalabalik ve trafik basimi dondurdu. Anne oldugumdan mi yoksa "koyden indim sehire" saskinligimdan mi bilemedim, gercekten basim dondu, eve donup kendime gelmem zaman aldi. Yasam cok hizli burada :)


Gunde 5000 kalorilik Turk yemekleriyle beslenmekteyim. Sut uretiminde bir fark yok ama :) Meger unutmusum ben ne kadar lezzetli yemeklerimiz oldugunu. Hic umurumda degil kalorisi :) 

12 Eylül 2010 Pazar

Turkiye´den

Feribotta bebisi emzirmek icin ibadethaneye girdim. Tesbih ceken teyzeler tarafindan guler yuzle agirlandim. Isimiz bittikten sonra yavru kucagimda sandaletleri giymeye calisirken bacagi yuzunden sandalyede namaz kilan teyze bana ayakkabilarimi giydirmeyi teklif etti. Ne guzel burada olmak :)

Bu arada garsonundan sokakta yuruyen yabancı teyzelere, evdekilere herkes cok korkuyor yavru usur diye.

9 Eylül 2010 Perşembe

Istanbul'dan yolculuk haberleri :)

Carsamba ogleden sonrasi vardik. Simdi sabahin 6si, herkes uyurken yazayim dedim. En cok da aklimdan sen geciyorsun YC, olur da su siralar Turkiye'ye gelecek olursan, bazi detaylari yazayim dedim. Ucusumuz bizim sehirden Atlanta'ya, sonra Paris ve Istanbul'aydi.

Ucuslarda yavrum cok guzel idare etti. Ucaktaki iki uc yaslarindaki cocuklarin devamli aglamasindan anladik ki kucuk bebekle bu isler daha kolay oluyor. Kalkis ve inislerde kulak agrisi icin agri kesici vermemizi onermislerdi, ben ilk aktarmada bir deneyelim deyip vermemistim. Isabet olmus, emzirmek gayet ise yaradi.

Aldigimiz e-biletin yavru icin yeterli olmayacagini, infant grubundakiler icin kagit bilet gerektigini ve bunun da ekstra odeme gerektirdigini ogrendik ilk duragimizda (bebek icin ayri bilet yoktu ama kendimizinkileri alirken kucakta bebek var diye belirtmistik, hic bir sekilde kagit bilet konusunda uyarilmadik).

Yanimiza bir suru yedek kiyafet ve bez almistik. Gerek yokmus. Iki kere aktarma yaptigimiz havaalaninda, bir kere de ucakta bez degistik. Kiyafeti temiz kalmisti, gerek kalmadi baskasina. Bir tek uzun bacakli bir pijama bulundurmustum yanimda, cok iyi olmus. Hareketli bebek serin ucakta usumemis oluyor.

Kesinlikle bebek arabasini yanimiza almamiz iyi olmus. Aktarma sirasinda kostururken hem bebek rahatti hem de biz yanimiza aldigimiz gerekli gereksiz bir suru cantayi arabanin bir yerlerine ilistirerek tasimada kolaylik yasadik. Gerci Air France Atlanta'da Istanbul'da teslim etmek uzere (ki bir tek araba gelmedi, bu sabah yollayacaklarmis) elimizden aldi arabamizi.

Son olarak kesinlikle bebek yatakli koltuk istemeli. Bizim oglan cok sevdi, oyle normal uykusunun hepsini olmasa da 4-5 saat uyudu. Air France'in agirlik ve boy limiti vardi yatak icin. Bileti almadan once sormali boyle bir limit var mi diye. Bana once cocugun uzun oldugunu soylediler, bir daha aradigimda tam sinirda deyip kabul ettiler.

Son olarak emzirmenin rahatligini yasadim resmen. Ne yedirecegim derdi olmadan, yavruyu memeden ayirmaksizin emzirmek bebegi de rahat tuttu bence. Ucaktaki yastiklarin haricinde bizim boyun yastiklarini da emzirirken destek amacli kullandim, pratik oldu. Cam kenarinda oturunca meme gorundu derdi de olmadi. Zaten insanlar bakmiyor oyle, baksa ne olacak rahatligi emzirmeye basladim baslayali var zaten :)

Burada gun dogdu sonunda. Hava serince (Paris soguktu), az once bir sivri sinek tarafindan ayaklarima hosgeldiniz karsilamasi yapildi. Bu arada bebegin uyumasi icin yere bildigimiz yayli yatak attik, etrafini yastiklarla sardik. Kocaman yatagin icinde donup durarak uyudu yavrum. Gayet pratikmis.

Simdilik aklima gelenler bu kadar. Herkese iyi bayramlar!

7 Eylül 2010 Salı

apar topar yolculuk

Kardesimin rahatsizligini ogrenir ogrenmez bizim oglan icin pasaport basvurusunda bulunduk. Pasaport cikti, isler ayarlandi, ucak biletleri alindi. Cok yogun gunler geride birakildi ve sonunda yarinki yolculuk icin hazir sayiliriz. Maalesef haziriz diyemiyorum, daha valizler hazirlanacak. Bir iki makine camasir yikanmayi bekliyor ayrica. Paris uzerinden gidecegiz Istanbul'a. Sonradan ogrendik ki grev varmis Paris'te, Carsamba sabahi bitecekmis. Biz Persembe ogleden sonrasi varmis olacagiz oraya; umarim  yolculugun en son ve en yorucu kisminda bu grev derdiyle ugrasmak zorunda olmayiz. Zaten Turkiye'de kalacagimiz sure kisacik. Babanemi ziyarete gidemeyecegiz, ailelerimize sadece bir kac gun ayirabilecegiz. Simdiden gorusemeyecegim arkadaslarimiz kusura bakmasin.

Turkiye'ye giderken yanimizda ne goturmeli basli basina iyi hesap gerektiren bir soru. Ucakta yanimiza kullanmadigimiz halde emzik, kundak, oyuncaklar, battaniye, islak mendil, kagit havlu, bez, tek kullanimlik (havalani ve ucak tuvaleterindeki alt degistirme masalarinin temizligine guvenmiyorum) alt degistirme ortusu, termometre, ates dusurucu... Baska, baska ne almali? Bir de ucakta bebek yatagi olan koltuk rezervasyonu yapmaya calistim, oldu dediler ama garanti vermediler; havaalaninda kesinlesecek. Yavru sadece 20 dakika uyudu, simdi uyandi. Isler ve bebek beni bekler.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Bana simdiye kadar hep yasitlarimin olumu cok agir gelmistir. Ilkokulda arkadasim Ruya'nin olumunden beri bu boyle. Ama bugun bir sey degisti. Cok kotu. Insanin yavrusunu kaybetmesi cok fena. Sabir diliyorum Nehir'in ailesine. Tum yasadiklarinin sadece guzelliklerini hatirlayarak guclu olmalarini diliyorum.

3 Eylül 2010 Cuma

uykusuz

Emzirirken gozlerini acamiyor ama yataga koydugumda uyaniveriyor. Sonrasi ciglik cigliga muhabbet. Ehh sen de uyuma konus istiyor :/ Off perisanim. Kac gundur boyle. Sirtim da agriyor. Ben de boyle mizmizlaninca sorunlarim cozuluversin istiyorum :)

1 Eylül 2010 Çarşamba

tez savunma tarihi Kasim

Sonunda! Kasim'da tez savunmam var! Bitiyor, bitecek :) Ama en guzeli yakinda kisacik bir sureligine de olsa Turkiye'ye gidiyoruz :))) Savunma tarihinden once her sey bitmis oluyor. Bu komite toplantilarinda esas savunmayi yapmis oluyoruz. Savunma gunu her sey daha kolay oluyor (umarim :)).

27 Ağustos 2010 Cuma

saclar dokuluyor

saclarim oyle dokuluyor ki banyoda sirtimda bocek yuruyor sandim. koca bir demet sac elime geldi. kel olmam degil mi? hormon degisimi bir vakit oturacaktir diye umut ediyorum :/ 

26 Ağustos 2010 Perşembe

4. ay bitti

Yavrumuz 4 aylik oldu. Gecen sure hem cok uzun, hem cok kisa. Boyle bir zaman aldatmacasi icindeyim. Annem apar topar dondu Turkiye'ye. Kardesimin sagligi biraz daha iyi, akciger embolisi teshisi kondu, icinde bir bombayla yasamak gibi. Ama buna da alistik, neler gorduk ve gorecegiz...

Annemin donusu benim bebekle kalakalmamiz anlamina geliyor. Bu donem sadece 3 kredi icin kayit oldum, asistanlik almiyorum. Bu demektir ki yilan hikayesine donen tezimi evden yazacagim. Yavruyla isler maalesef oyle kolay olmuyor. Gunduz uykulari cok kisa, aralarda ise bir kenara koyayim kendi kendine oynasin diyebilecegim kadar buyuk degil. Aksamlari babasi eve geldiginde ben bitmis oluyorum. Sonrasinda da oturup calismak mi yoksa bir kosede yorgunluktan sizmak mi daha olasi siz tahmin edin :)
Diger yandan yavruyla vakit gecirmek cok eglenceli (tezimi unutabildigim zamanlar elbet). Gelisimini birebir takip edebilmek, gogsumde uyurken onu izlemek, onunla birebir iletisim halinde olmak beni mest ediyor. Dun aksam benle oynadi resmen. Gulucukler atiyor, yuzunu sakliyor, ben guldukce o da guluyor. Insan bu kadar mi mutlu olur!

Bu bloglari neden tutuyoruz diye sikca soruyorum kendime (zaten bu sorunun soruna donustugunu bloglarda gormek mumkun). Nedir amaci? Baskalarina mutlulugumuzu anlatmak mi? Ne kadar harika, guzel cocuklarimiz oldugunu gostermek mi? Baskalarina yapilan nispet mi buralarda yazilanlar?  Sorularin cevabi burayla ilgilenen kisinin niyetiyle ve bizlerin anlatim gucuyle yakindan iliskili. Kendi adima basta ailemle hamileligimi paylasmak icin basladim buraya yazmaya. Bir de kayitli olsun hatirlayamayacagim ayrintilar istedim. Eh o zaman ozel yapardim blogu. Paylasmak da istedim ayni zamanda. Hamileligimde en cok sordugum 'normal mi?' sorusunu paylasmanin en kolay yollarindan bu. Benimle ayni seyleri yasamis insanlarla paylasmak cok guzel. Diger yandan yalnizlik soz konusu. Yalniziz. Normalde etrafimdaki insanlarla paylasacaklarimi, sikintilarimi, mutluluklarimi yaziyorum buraya. Iste sirf bu yuzden. Annem yanimdayken hic yazmak istememisim. Simdi yapayalniz kalinca aklima ilk gelen burasi. Sanal arkadaslarimiz gercegini aratmayacak kadar yanimizda olabiliyor. Iki kisi karsilikli konusurken en cok da kendilerinden bahseder ya, bence blogda yazmak bunun daha bir farkinda olunarak yapilmasi gibi.

Yavru uyandi! Is basina :)

24 Ağustos 2010 Salı

4 aylik

 4 aylik artik. Bugun asilarini oldu, azicik aglayip annesinin memesinde buldu huzuru. 

Bugun anne ve baba olarak biz de Tdap (tetanus, diphtheria and pertussis) asilarimizi olduk. Ozellikle bebegimizi bogmacadan (pertussis) korumak icin biz anne babalarin da asiyi olmasi tavsiye ediliyor. Zorunluluk demedi doktor ama siddetle tavsiye etti. Bogmaca eriskinlerde cok hafif belirtiler gosterse de yavruya bulasabiliyor ve agir hastaliga yol aciyormus. 

Bebegi sunnet olmus annelere! Bugunki doktor kontrolumuzde yavrunun sunnet bolgesinde derinin kaynastigi fark edildi. Zamanla penisin ucuyla deri arasinda olu deri birikiyor ve yapiskan gorevi goruyormus. Cani yandi yavrunun, vazelin surup yapismaya engel olmaliymis. Doktor kontrolunde her seyin yolunda olup olmadigini ayrica sormak en iyisi. 

Oglani minnacik yavruyken ise gitmek zorunda oldugum gunlere inat mememde cokca tutuyorum. Orada uyuyakaliyor genelde. Icimdeki ses dogru seyi yaptigimi soyluyor. Fakat evde calisma suremi cok azaltti bu durum. Zaten motivasyon sifir.

22 Ağustos 2010 Pazar

kaka

4 gun kaka yapmayinca iki gun iki gecemiz cok zor gecti. Bebekli yasam kakaya sevindirir adami. Bizimkinin rutini bu oldu resmen. 3. gun kriz gunu, uyku yok, huzursuz hep. 4. gun kakayi yaparsa ne ala. Kabiz da degil, niye boyle oluyor bilmiyorum. Yarin doktor kontrolu var, soracagim.


23.8.2010
gittik doktora. kaka konusunda kati, yuvarlak kakalar yapmadigi surece sorun olmadigini soyledi. bagirsaklari hareketlendirmek icin sicak su dolu kuvetinde karnina masaj yapmamizi tavsiye etti. 

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Ilgar ile annemin gelisi birlikte olmustu. Simdi sanki ikisi birbirinden ayri olmazmis gibi geliyor bana. Ev nasil sessiz. Bir daha annemle birlikte boylesine guzel bir zaman dilimi yasayabilecek miyiz? Elim kolum olmus hem. Mizmizlandigim zamanlarin aksine iyi ki gelmis, iyi ki yasamisiz Ilgar'in getirdigi guzellikleri diye dusunuyorum. Onun gidisi bir yana kardesimin durumu iyi degil. Bebegin pasaportu daha cikmadi. Boyle elim kolum bagli beklemedeyim. Akcigere gitmesi korkulan pihti oradaymis. Cok riskli, cok tehlikeli. Neyse ki annem yarin sabah konusabilecek doktoruyla, o vakte kadar yol yorgunlugunu atar, toparlanir. Durumun ciddiyetini pek yansitmamistik ona :(


20.8.2010
Hala hastahanede, pihtidan kurtuluncaya kadar orada yatacak. Sadece koridorda yurumesine izin verilmis.Agrisi var, hava cok sicak ve anladigim kadariyla cok sikiliyor. Skype sagolsun, gorusebiliyoruz. Ben iyice yabancilasmisim memleketime. Koskoca Istanbul Tip Fakultesi ama odalarinda dusu gectim bir lavabo bile yokmus.  Bu Istanbul sicaginda bir odanin icinde yerinden kipirdamayacaksin denen hasta ne yapar? Hastanin haricinde refakatcisi, ona bakan doktoru, hemsiresine de mi yazik degildir? 

17 Ağustos 2010 Salı

annem

Bugun cok huzunluyum. Annem apar topar donmek zorunda kaldi memlekete. Turkiye'den gelen haberler pek ic acici degildi, duyar duymaz, oyle aniden gidiverdi annem. Hazir degildim, IK'dan ayrilmasi hele ne kadar zor geldi. Ben kendimi oylece kalakalmis hissettim. O ise gidiyor olduguna hala inanir gorunmuyordu. Sabah IK'nin valizlere bakip durmasi ne kadar kotu yapmis onu. Offf alismisim cok fena! Bir daha birlikte boyle bir surec yasayabilecek miyiz? Tam alismisken birbirimize kotu oldu :(
Annem yine gel! IK'a sarkilar soyle, bizim hic yapamadigimiz kadar cok konustur onu, her gazini cikaramadigimda yetis imdadimiza, birikte yikayalim yine, Farmville danismanligina bile sikayet etmeden devam ederim. Ah ne fena, hani bana karisiyor diye mizmizlandigim gunler. Cok alismisim, cok.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

teyze hasta

Kizkardesim hastahanede. Annem yarin donuyor memlekete. Daha 30 yasinda. Kalbi sikistirinca anlasilmis ki bacakdamarlari tikali ve bir pihti vucutta dolasiyor (malum cok tehlikeli akcigere veya beyine gitmesi). Hastahaneye yatirilmis, pihtidan kurtulmaya calisiyorlarmis. Tikali olan damari da acacaklarmis ki o da riskli bir operasyon bildigim kadariyla. Apar topar aldik annemin biletini. Biz bebisin pasaportunu beklemek zorundayiz. 


20.8.2010
Moraller biraz daha iyi. Pihti akcigerdeymis hala, ondan kurtulana kadar koridorda yurumek disinda bir aktivite yok denmis. Oglanin pasaportu Eylul'un ilk haftasinda gelecek. Uzakta olmak en cok boyle zamanlarda kotu yapiyor insani.

15 Ağustos 2010 Pazar

okyanus

Ilgar ilk kez okyanusla tanisti! Beline kadar soktuk suya. Ilk basta sarildi babasina, sonra alisti. Oturttuk suyun kenarina, etrafa bakindi, hayranlarina gulucukler atti. Cirilciplak cok sevimliydi :)