27 Ekim 2015 Salı

Oy vermek iyi geler!

Cok uzun bir aradan sonra merhaba. Cokca olume agladik bu sene. Kisisel tecrubemin ufacik kaldigi o anlarda cok yikildim, cok tukendim, insaliga dair inancimi yitirdigimi dusundum zaman zaman. Olum agir, olum kahir, katliamlar insani buyuk bir acze hapsedip kistiran, kivrandiran ve caresizmis hissini katlandirdikca katlandiran etkisiyle hic bir seyin bir daha ayni olmayacagiyla hic bir sey degismedi aslinda dusunceleri arasinda sanci cektirdi durdu.

Bu tipik 'bebegimle cok mutluyum' tablosu yaratan anne blogunun haricinde eski bir blogum vardi. Neler yazardim diye hatirlamaya calisiyorum. Insan haklari ihlalleri, isci olumleri, iktidarin sacmaliklari vs. yurtdisi doktora deneyimimin haricinde yazdiklarimdi. Cok insanla iletisim kurdum o blog sayesinde, bazisiyla ortak derin bir gecmisi paylasmiscasina arkadas oldum. Burada da annelik macerama ortak olmus ne cok insan tanidim. Cocuklarini sokakta gorsem taniyacagim, yuzunu taniyamayacagim insanlarla dertlestim. Bu yabancilikti blogda yazmami bitiren, bu yakinlikti hep geri donup haberlesmeliyim huzursuzlugunu bitiremeyen.

Dun aksam mudurum diyebilecegim kisinin babasini kaybettigini ogrendim. Tum gun iyi gorunmuyordu ve ben aksam is cikisinda sorabildim her seyin yolunda olup olmadigini. Nasil bir yalnizliktir bu! Tek basinaydi adam, tum gun calisti, hic bir sey soylemeden. Kulturler arasi farki bir kez daha derinden hissettigim zamanlardan oldu o an. Gidip sarilayim dedim, bir iki adim attim, durdum. Ne yapilir, ne soylenir? Olume dair soylenecek her soz anlamsiz, aciz.

Etrafinda insanlarin olmamasi degil yalnizlik. Etrafindakilere ragmen yalniz olmak gercek ve agir olani. Bu blog ve onceki ve her birimizin yazip ciziktirdigi her arac bizi o yalnizliktan uzaklastiran.

Cok tesekkurler yillar boyunca burada oldugunuz icin.

Bir de ricam, 1 Kasim gunu usenmeyin, engel diye dusundugunuz ne varsa asmaya calisin ve oyunuzu verin lutfen. Bir butunun parcasi olma hissi iyi gelecektir (oglumun deyisi ile "sana iyi geler").

Kabak open bir cocuk benimki :)

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kayıp

Madem bu blog cocuklu hayatimizin hikayelerinden olusuyor, bunu da not etmeli. Belki de sadece herkes bilirse benim de kabullenmem kolaylasir diye yaziyorum, kim bilir. Hamileydim, 10. hafta dolmak uzereyken kalbinin artik atmadigini ogrendik. 36 yasinda ikinci hamileliginin hayali ve keyfiyle cosmus biri olarak yasadigim hayal kirikligini, yurek sizisini anlatmam mumkun degil. Fakat yapabilecegim hic bir sey olmadi, yaptigim hic bir sey yanlis degildi. Kacacak, benim gibi pek cok kadinin da tecrube ettigi bu gercegi gormezden gelecek, saklanabilecek hic bir yerim yoktu. Bu yuzden bitti. Belki zamanla kucuk bir sizi olarak hatirlayacagim, ama belki, ama zamanla.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Bizim oglan her seye karsi :)

Aylar evvel yazmisim. Bir cok macera yasasak da son 6 ay bizim icin olumlu idi diyebilirim. Oglumuz artik eve yurume mesafesinde okuluna basladi, daha huzurlu bir okul (simdilik). 4. yas gunu civarinda kendi kendine okuyabildigini fark ettik, bu durum onun ozguvenini epey tatmin ediyor. Akademik olarak bir sikintisinin olmayacagini fakat 'soz dinleme', 'kurallara uyma' konusunda cok asama kaydetmesi gerektigini duyuyoruz ogretmenlerinden. Soz dinlemiyor, basina buyruk, her cumlesi hayir ile basliyor, bir seyi yapmak istemiyorsa kesinlikle ama kesinlikle yapmiyor, ilgisini ceken bir konuysa cok uzun sure basindan kalkmadan oturabiliyor fakat ilgi cekici degilse saniye yerinde oturmuyor, oyunlara kendi kuralarini koyup onlara uyulmazsa ariza cikariyor, her oyunda/aktivitede hakim kisi o olmali, hala 12 yasinda bir genc adam oldugunu soyluyor, agzimizdan cocuk kelimesi cikarsa yandik :)... Kisiligi kalibina epey buyuk geliyor sanki.

Bizim bu durumda en cok ihtiyacimiz olan sey yine sabir tabii ki. Buyudukce akillanan, akillandikca oncekinden farkli sekillerde de olsa zorlasan bir cocugumuz var. Karakterini zarar vermeden sekillendirmek, onu mutlu bir cocuk olarak buyutebilmek ve bu sirada ruh sagligimizi korumak zor is. Ergenlik 10'lu yaslardan sonra baslamazmis meger.

30 Nisan 2014 Çarşamba

3.5 - 4 yas

Cok uzun bir ara oldu bu. En son okulda isler yolunda degil diye yazmistim. O okulda isler cidden yolunda degildi. Dort haftanin sonunda o okuldan ayrilmak zorunda kaldik. Basta ben istemedim bunu. Bir daha oylesini nerede bulacaktik? Ya diger okullar da boyle tepkili olursa cocugumuza? Epey endisem vardi. Fakat bu okulda hosuma gitmeyen seyler de vardi. Ogretmenler gozetmen gibiydi. Cocuklarin kendi halinde takilmasini uzaktan izliyorlardi ve bizim oglumuz sadece uzaktan seyredilecek bir cocuk hic olmadi. Cocuk okul kurallarina asina degildi, Ingilizce'ye hakim degildi, ilk kez boyle bir ortamda bulunuyordu, ilk kez annesinden bu kadar uzun sure ayri kaliyordu... Bu liste epey uzar aslinda. Sonuc olarak soz konusu okuldaki ogretmen ve yoneticiler cocugumuza hak etmedigi bir tepkiyle yaklastilar ve onu okuldan almamizi istediler.

Bunu isteyeceklerini fark ettigim icin cok kisa surede bir cok okulla gorustum. Artik iyice umidimi kesmistim. Evimize uzak mesafede olan bir okulu aradim. Telefonda konustugum okulun mudurune oglumun yerinde oturamayan ve kurallar konusunda zorluk cikaran bir cocuk oldugunu acikca soyledim. Kadinin bana cevabi "Tatlim, butun 3 yasindaki cocuklar uzun sure yerinde duramaz ve kurallara kolaylikla uymaz." oldu. Cok sevdim, cok sevindim :). Daha sonra oglumla bu okulu ziyarete gittik. Mudurun odasindayken daha kipir oglum yerinde duramiyordu, mudur durumun gayet farkindaydi. Bana ev ile okul arasi mesafenin sorun olup olmayacagini sorunca rahatladigimi hatirliyorum. Acik bir sekilde her seyi anlattim. Pedagogun 'yas grubunda aktif grupta' diye tanimladigini, davranis idaresi aldigimizi, birebir iletisimde cok daha uyumlu oldugunu fakat kalabalik grup icerisinde zorlandigini vs. konustuk. Okulu gezdik, sinifa gidip ogretmenleriyle tanistik. Ve yeni, gercek okul macerasi baslamis oldu.

Sanirim Ekim 2013'te basladi bu okula. Yukarida yazdigim sorunlar burada da soz konusuydu. Fakat Ms. Laura, Ms. Nita ve Ms. Helen bizim icin kurtarici gibiydi. O kadar sevgi, ilgi ve sabirla ilgilendiler ki cocugumuzla, okul donusunde oglumun uzerinde farkli parfum kokusu duyduguma sevindigimi hatirliyorum. Demek ki cocuguma sariliyorlardi :). Sarilarak, ope koklaya, sevgiyle ilgilendiler oglumla.

Fakat onlar kadar oglum da zorlandi. Kasim ayinda her gun bas agrisindan sikayet etmeye basladi. Cok belli etmeden agriyan yeri sordugumda hep ensesinden itibaren kafasinin arkasini gosteriyordu. Bir sabah bas agrisiyla uyaninca solugu doktorunda aldim. Allerjiden kaynakli burun tikanikligi oldugunu, kulaklara basinc yaptigini ve bunun icin allerji surubuna baslamasi gerektigini soyledi doktoru. Cidden surup ise yaramisti; burnu artik tikali degildi, cok daha iyi uyuyordu fakat bas agrilari hala devam ediyordu.

Bu arada okulda sosyallesmede zorlaniyordu oglum. Oglen yemeklerini arkadaslarindan ayri bir masada yemek istedigini ogrendigimde cok uzulmustum. Benim tesbitim Ingilizce'yi arkadaslari gibi konusamadigi icin gurur yaptigiydi. Eger ortamda konuya hakim degilse kosturmayi tercih ediyor, bu sekilde dikkatleri uzerne cekmeyi basarabiliyordu. Bu yuzden bir konusma terapistiyle iletisime gectim. Bana cocugu degerlendirebilmesi icin Turkce biliyor olmasi gerektigini ve bu yuzden elinden bir sey gelemeyecegini soyledi.

Daha sonra bir 'okul pedagogu' ile iletisime gectik. Yaptigi degerlendirmenin sonunda oglumuzda Dikkat Daginikligi ve Hiperaktivite belirtilerinin oldugunu, Ingilizce'sinin yasitlari kadar iyi olmadigini ve bunlarin okuldaki sorunlara yol acabilecegini soyledi. Yeni bir bilgi miydi bu? Hayir. Peki ne yapmali?
Ms. Lisa okula gelerek oglumuzla calismaya basladi ve iki haftada bir ziyaretleri inanilmaz etkili oldu. Onerdigi sekilde bir konusma terapisti ile Ingilizce uzerine yogunlastik. Ms. Melissa'nin yaptigi degerlendirme tahmin ettigimiz gibi konusma Ingilizcesi'nin anladigindan daha geride oldugunu gosteriyordu. Bunun nedeni sadece ve cok basit bir sekilde cift dilli olmasiydi. Bazi cocuklar sandigimdan/bildigimden cok daha zor aliyormus iki dili.


 Bu arada bas agrilarinin kaynagi hala bulunamamisti. Oysa hikayemiz STRES diye bagiriyor bile, degil mi? :((
Gunluk, sebebi bulunamayan ve ense/bas arkasindan baska yerde olmayan bas agrisi bizi genel anestezi ile MRI cektirmeye kadar goturdu. Bu surec icerisinde bizim cok stresli oldugumuzu sezen (fakat bas agrisindan habersiz) babaanne ve dede ziyaretimize geldi. Epey cumbuslu ve fakat cok stresli bir Christmas ve yilbasi donemi gecirdik hep beraber. MRI cekilecegini onceki aksaminda soyledik dede ve babaannesine. Bu arada benim kardesime MS teshisi konmustu. Cok agir, zor, karanlik gunlerdi. MRI sonucu temiz ciktiginda hissettiklerimi anlatabilmem mumkun degil. Buraya yazabilecegim ne cok sey varmis...

Anne babasinda migren olan bir cocugun stres karsisinda tecrube ettigi bir sorundu bu bas agrisi. Stres azaldikca agrilar da azaldi ve bitti. Stres azaldi isin en guzeli. Ms. Lisa ve okuldakiler bizim kurtaricimiz oldu. Ayri masada yemek isteyen oglumuzu Claire hic yalniz birakmadi. Bir zaman sonra Sophia, Valeria, Lacey ve Ella etrafindaydi. Oglumuzun israrla sacina dokunup sarildigi African-American arkadasi Albert cok anlayisliydi ve karsilik olarak o da sariliyordu artik. Cocugumuz dili yeterli kullanamayinca beden diline donuyordu fakat karsilik almayinca bozuluyordu bu duruma; Albert sayesinde o sorun da asildi. Kizlar sosyallesmesinde cok etkili oldu.
   
                             

 Bu arada belirtmeliyim, sinifinda itibarinin artisi Cadilar Bayrami kostumu sayesinde oldu. "Where the wild things are" kitabindaki King Max gibi giyinmisti (kostumu anne elinden cikmaydi) ve butun arkadaslari ve ogretmenleri tarafindan muthis bir ego tatmini yasadi kuzum. O gun bugundur begeniyorlar cocugumu :).


Artik oglumuz okulunda huzurlu. Arkadaslari ve ogretmenleri ile cok mutlu. Uzun bir hikayenin mutlu bir gidisati soz konusu. Umarim hep daha iyiye gider. Umarim buraya daha cok yazmak icin hevesim olur. Ne cok sey birikmis. Aslinda bir baska yazida okul pedagogunun uyguladigi isimize yarayan taktiklerden bahsetmeli.

20 Eylül 2013 Cuma

Okulda isler yolunda degil

Endiselerim bosuna cikmadi. Bugun epey yipranmis hissediyorum. Oglum okula baslayali uc haftayi gecti. Ilk iki gun bensiz cok iyiydi, idare ederdi. Ucuncu gun okulun bu subesinin muduru cocugun devamli acil cikis kapilarindan kacmaya calistigini, 'dur'dan anlamadigini, devamli kostugunu vs. anlatip onunla konusmamizi, ertesi gun bir sonuc goremezlerse paramizi iade edebilecegini (!) soyledi.

Ben 'davranis idaresi' aldigimizi soylememistim okula, hani cocugu mimlemesinler diye, fakat bizim oglan mimlerin en alasini toplamisti bile. Ilk is pedagoguyla konustuk, oneriler aldik. Cocuga bu yasta hipeaktif teshisi konmuyor, yas grubunda aktif tarafta diye yorumluyorlar o kadar.
Baska bir sorun var mi?
Yok.
E o zaman okulda yasananlari nasil aciklayacagiz?
Adaptasyon sureci zorlu geciyor.

O zaman okul bir seyleri yanlis yapiyor diye dusunduk. Zaten mudure 3 yasinda bir cocukla konusup ertesi gun duzelme beklemenin mucize beklemek oldugunu soylemistim. Kadinin derdi guvenlik elbette, haksiz diyemiyorum. Sonraki gun yine okula sorunsuz biraktim ve dondugumde yine muduru karsimda buldum. Durum fenaydi. Devamli kaciyordu. Yakalayayim derken mudur yere dusmustu. Ve sapsal bir Ipad app'i olan hayvanat bahcesindeki lamadan tukurmeyi ogrenmisti. Evde yapmiyor oldugu seyleri de okulda yapiyordu. Arkadaslarina kum atiyordu vs..

Pedagogun tukurmeyle ilgili tavsiyesi ise yaramisti. Kendisine ve cevresine zarar vermeyen davranislarini gormezden gelin demisti. Bunu tukurmede uyguladik ve sonuc aldik. Babasi oyuncak lamasini tukurdugu icin arkadaslarindan uzak bir yere koymamiz gerektigini soyledi bir de. Arkadaslari tukuren cocuklarla oynayamazdi cunku tukurunce etrafa hastalik da saciyordu lama. Kimse hasta olmayi istemezdi. Bu da cok etkili oldu. Ertesi gun oglumuz "lama tukurmesin, arkadaslariyla oynasin" diyerek diger oyuncaklarin yanina koydu lamayi. Bunu bir hafta kadar sonra yine tekrarlamamiz gerekti ve bu tukurme hikayesi sona erdi.

Gel gor ki kapilardan kacma, ogretmenlerin sozunu dinleme, yerinde 30 saniyeden fazla oturabilme durumlarinda bir gelisme yoktu. Mudur benim onerim uzerine sinifta durmami kabul etti cunku ogretmenler bas edemiyordu. Ben okuldayken cocugumuz cok daha uyumluydu. Boyle sanirim 9 gun okula gittik beraber. Zamanla okulda kaldigim sureyi kisalttim. Sabahlari cikip yorulup iyice kural-tanimaz oldugu saat 11'de donmeyi denedim bir iki kere. Ise yaradi aslinda.
Ta ki Shanna isimli annesinden ayrilmasina cok uzulen cocugun kucagima gelmek istedigi gune kadar. O gun Shanna o kadar cok israrla ilgimi istedi ki ben hayir diyemedim ve oglumun olmadigini sandigim kiskancligi cikiverdi. O gun ne kadar asama kaydettiysek hepsi geri alindi sanki. Cok uzgunum.

Epey caba ile durumu duzelltim zannederken ogretmenleri buranin Egitim Bakanligi diyebilecegim biriminin destekledigi bir danismanlik hizmetinden yararlanabilecegimi soyledi. Cunku cocugun duzelmis davranislarina dahi kurulamayan bir kontrol sorunlari vardi. Ve bizim pedagogun cocugu birebir gozlemledigini ve sorun gormemesinin bundan kaynaklanabilecegini, belki de sinifin ve kalabaligin cocuk uzerinde asiri uyarilmaya neden oldugunu soyledi. Haklilardi. Bu yuzden onerdikleri danismanlik veren yeri hemen aradim. Yeter ki biri bana sorun ve cozumu ile ilgili yol gostersin. Islemlerin zaman alacagini, Kasim'a kadar beklememiz gerekebilecegini ogrendim. Okula gelen uzmanlar cocugu gozlemliyor ve tesbitlerini okul ve ebeveynle paylasip yol gosteriyormus. Daha ne isterim!

Pedagog ve bu danismanlik veren yerle devamli iletisim halinde olmam ogretmenleri de etkilemis olacak ki artik cocugu daha bir sahiplenir oldular. Orada bulundugum sure icinde ne kadar iyi ogretmenleri oldugunu gozlemleme sansim oldu. Belki yonetim abuk sabuk konusuyordu ama oglumu boyle sahiplenip bize bu sekilde yardim etmeyi isteyecek baska bir okul bulamama endisem var. Bu okulu biraksak nereye gidecegiz? Okulu birakmamiz cocugun okul siciline islenecek bir de. Buradayken sorunu halledip devam etmek ve daha sonra okul degistirmek hesaplari yapiyorum.

Bu arada ogretmeninden "Sizin kadar ilgili ebeveyn hic gormemistik. Genelde dogrudan ogretmenler suclanir boyle sorunlarda. Siz bu kadar cabaliyorken biz de elimizden geleni yapmaliyiz." sozlerini duymak gozlerimi yasartmisti. Eger simdi bu sorunlari asabilirsek sanki sonra daha az sikinti cekeriz gibi geliyor. Tek dilegim, hedefim bu.

Oglum isaretleri cok seviyor. Dur, girilmez, yaya gecinden gecilir, emniyet kemeri takilir gibi uyarilarla kurallari ogrenmeye meyilli. Ben de okulun resimlerinin de oldugu kurallari anlatan gorseller yapistirdim bu deftere. Cok ise yaradi. Yaramisti...

Son uc gundur bir sey oldu ve her sey yine sil bastan. Ne degisti, buna ne neden oldu bilemiyorum. Okulda normalden daha az zaman geciriyor. Okulu seviyor. Ogretmenleriyle arasinda bir bag kuruldu artik. Ama hala kural tanimamakta inat diyebilecegim bir tavir sergiliyor.

Ondan beklenen davranisin ne oldugunu bildigi halde tam aksini yapiyor.
Neden, neden?

Bugun okulun tum subelerinin bas muduru gelmis. Ilgar da tam bir performans sergilemis. Cocugun guvenligi diyerek baslamis mudur soze. Bir an once bir uzman gelmeli, bize tavsiyelerde bulunmali yoksa bu sekilde devam edemeyiz demis.

Simdi bizim pedagog sorunun o kadar buyuk olmadigini, okul daha da buyuk oldugunu, danisman merkez Kasim'da gelebilecegini, oglum da bildigini okuyacagini soyluyor.
Epey yiprandim.
Buraya her ne kadar bir suru sikici detay yazmis olsam da daha cok detay var kafami kurcalayan.