12 Mart 2013 Salı

Yaban


Bugün çok dertlendi yavru. Gittiğimiz çocuk klübünde pencere kenarına tekrar çıkması halinde eve gideceğimizi çok açık bir şekilde söyleyince gözümün içine baka baka tekrar (ikinci kez değil, daha evvelki uyarılarım farklı şekildeydi) çıkınca eve gideceğimizi söyleyip arabaya bindirdim.
Devamlı ağladı. Her durumu anlatma çabamda daha da arttı ağlaması.
'Tantrum' halinde çok mudahale etmemeliymiş ya hani, müdahale etmedim. Diğer yandan elimden geldiğince onu anladığımı ama pencere kenarına çıkılamayacağını anlattım.
Gel gör ki eve gelince de ağladı. Kendini oradan oraya atıp canı yandığında yanıma gelip öptürüyor, sonra aynen devam ediyordu. Epey uzun sürdü. Her fırsatta sarılmaya çalıştım. Biliyorum çünkü ben sarılmazsam daha da kötü oluyor, sanki annesi ona çok kızmış gibi garip bir hale giriyor.


En sonunda sarıldı bana. Öptürdü acıyan, acımayan yerlerini. Birlikte yattık, kuzusuna sarıldı. Sonra yanağını yanağıma dayayıp sımsıkı sarıldı bana. Huzurla uyudu oğlum. Hiç böyle sarılarak uyumazdı.

Küçük yabanım, ne kadar istemese görünse de hep anne babanın onayını istiyor, sevgisini görmeye ihtiyaç duyuyor.


kaşla göz arasında çıkıvermiş 

şemşeme ile

1 yorum:

  1. Oy, dağ keçişsi anne kuzusuna dönüşmüş, kıyamam... Wok haklısın, anne babanın sevgisini/onayını her daim istiyorlar... Bizimki de istemediğimiz bir şey yapacakken, bir yandan direniyor, bir yandan da içi gidiyor, en sonunda bizde de hep aynı manzara yaşanıyor, fırtınalar koypuyor ama en sonunda sıkı sıkı sarılmadan gün bitmiyor.

    YanıtlaSil